- Following 1.9K
- Followers 6K
- Engagement 3.24%
- Avg likes 203
- Avg comments 3
About Didem Hacıpaşaoğlu
Didem Hacıpaşaoğlu (@didem.hacipasaoglu) is an Education creator on Instagram, also filed under Education & Career. The account has 5,996 followers and 359 published posts. Recent posts average 203 likes and 3 comments, an engagement rate of 3.24%.
Didem Hacıpaşaoğlu belongs to the nano tier, the band usually drawn between 1,000 and 10,000 followers. Didem Hacıpaşaoğlu follows 1,882 accounts, so the audience is roughly 3.2 times the size of the list followed. Didem Hacıpaşaoğlu carries Instagram's verified badge and is set up as an Instagram business account. Flinque files Didem Hacıpaşaoğlu under Education, with Education & Career as a secondary category.
The Instagram bio for Didem Hacıpaşaoğlu runs to 9 words across 5 lines. The bio mentions @franklincoveyturkiye, @oxford_mindfulness_foundation, @mindfulacademysolterreno and @centerformindfulselfcompassion. The latest activity Flinque has on record for Didem Hacıpaşaoğlu dates from May 2026.
Story Highlights
Unlocking shows the title and cover image of every story highlight this creator keeps pinned to the profile.
359 Posts
Of the 10 most recent posts shown for Didem Hacıpaşaoğlu, 5 are single images, 4 are carousels and 1 is a video. No single format accounts for most of them. 359 published posts give Didem Hacıpaşaoğlu a moderate archive on Instagram. Against the audience, that is roughly 17 followers for each post published. Didem Hacıpaşaoğlu also keeps 4 story highlights on the profile. All 10 carry captions, averaging 172 words each. The captions are written mainly in Turkish. Words that recur across them include değil, fark, içinde, sadece and bazen. The captions tag #mindfulness, #farkındalık, #şefkat, #bağkurmak and #fomo.
FOMO: Bir şeyleri kaçırma korkusu.
Bir daveti, bir fırsatı, bir gündemi, bir mesajı, bir gelişmeyi, bir bağlantıyı… Ama FOMO sadece bir şeyi kaçırıyorum hissi değildir. Daha derinde şunu söyler:
Geri mi kalıyorum?
Başkaları benden daha iyi bir yerde mi?
Ben şu anda yanlış yerde miyim?
Yetişemezsem eksilir miyim?
Sosyal medya bu hissi iyice büyüttü. Çünkü artık sadece kendi hayatımızı yaşamıyoruz, başkalarının seçilmiş anlarına da sürekli tanıklık ediyoruz. Ve bazen kendi ritmimizi, başkalarının görünen hayatlarıyla kıyaslamaya başlıyoruz.
Peki Joy of Missing Out kavramını duymuş muydunuz?
JOMO: Bazı şeyleri kaçırmanın keyfi.
Yeni bir kavram değil aslında. Ama FOMO’nun bu kadar hızlandığı bir çağda yeniden hatırlanmaya başladı. JOMO bize şunu hatırlatıyor:
Her yerde olmak zorunda değilim.
Her şeyi bilmek zorunda değilim.
Her mesaja hemen dönmek zorunda değilim.
Her fırsat bana ait olmak zorunda değil.
Bir şeyi kaçırırken, başka bir şeyi seçiyor olabilirim. Dinlenmeyi. Sakinliği. Kendi ritmimi. Telefonu başka odada bırakmayı. Sevdiğim biriyle bölünmeden kalmayı. Kendi hayatımın içine geri dönmeyi.
JOMO dünyadan kopmak değil. Dünyayla ilişkimizi daha bilinçli kurmak. Çünkü belki de kaçırdığımız her şey kayıp değildir. Bazen kaçırmak, kendimize yer açmaktır.
Sen JOMO’yu daha önce duymuş muydun? En çok neyi kaçırınca rahatlıyorsun?
#FOMO #JOMO #DigitalWellbeing #Mindfulness #Wellbeing SelfAwareness MentalHealth
Bir çocuğun saçını toplamak mı? Uykusuz kalmak mı? Birine “yemeğini yedin mi?” diye sormak mı? Yoksa bir canın hayatında yavaş yavaş kök salmak mı?
Ben anneliği ilk kez Paşa’da deneyimledim. Onunla birlikte, bir canı sürekli düşünmenin ne demek olduğunu öğrendim.İyi mi diye durup dururken merak etmeyi…Eve dönerken sarılmak için sabırsızlandığın birinin olduğunu bilmeyi…Ve bazen hiçbir şey konuşmadan kurulan bağların da insanın hayatını değiştirebildiğini…
Sonra Boncuk kızım girdi hayatıma. Anneliği bu kez mücadele eden bir ruha duyduğum sevgide deneyimledim. Hayata tutunma şeklini, direncini, kendi yolunu bulma halini severken…
Paşa’yı kaybettikten sonra ise Pişi çıktı karşıma. Bu sefer annelik, kaybolmuş bir ruha yeniden güvende hissedebileceği bir liman olmaya benziyordu.
Hiçbiri birbirinin yerine gelmedi. Zaten sevgi böyle işlemiyor. Ama insan bazen kaybettiği bir bağı, başka bir canın gözlerinde yeniden hissedebiliyor.
Ve sonra Gonca…
Geçen yıl bu zamanlar bana yeni yeni anne demeye başlamıştı. Bu yıl Anneler Günümü kutlarken;
“Geçen sene de annemdin ve seni çok seviyordum ama o zaman bağlantımız çok yoktu. Yeni gelmiştim. Şimdi çok fazla bağlantımız oldu” dedi.
Sanırım “bağ kurmak” kelimesini benden duyup kendi diline çevirmiş haliydi bu. Ne güzel de olmuş… Çünkü gerçekten de son bir yılda aramızda görünmeyen bir bağlantı büyüdü sanki.:) Birbirimizi tanıdık. Birbirimizin kalbinde daha çok yer açtık. Elleriyle yaptığı çiçekleri verirken “Anneler gününü bu sene daha çok yaşıyorum” dedi.
İnsan bazen bir çocuğun gözlerinin içine bakınca anlıyor: Bazı bağlar zamanla kuruluyor. Yavaş yavaş büyüyor ve bir gün, hiç fark etmeden, birbirinin evi oluveriyorsun.
Bu senenin bana verdiği başka bir hediye de hala olmak oldu. Fotoğraftaki miniğim; hep yanında olacağım.
Anneler Günü dün geçti ama bugün içimde kalan şey şu oldu;
İnsana bazen sadece sevgiyi taşımak için anne oluyor. Bazen bir çocuğa, bazen bir kediye…Bazen sadece bir canın hayatında güvenli bir liman olarak. Ve belki annelik en çok da bu yüzden, sadece doğurmakla değil, birlikte kök salmakla ilgili.
#annelik
Bu baştan sona akan bir okuma olmadı. Metniyle, illüstrasyonlarıyla… her sayfada durduğumuz, baktığımız, konuştuğumuz bir deneyime dönüştü. Bu kitap özünde bir hikâye anlatmaktan çok, okuru yavaşlatan bir alan açıyor. Her sayfa geçilecek değil, durulacak bir yer oluyor.
Gonca ile birlikte okurken en sevdiğim şey aynı cümlelerin ikimizde de bambaşka yerlere dokunması oldu… ama bizi bir arada tutan şey, o ortak merak duygusuydu. Merakla yaklaştıkça, okuduklarımızla kurduğumuz bağ derinleşti. Ve o bağın içinde, hayatımıza değen yerleri görmeye başladık. Bazı yerlerde ise çok net buluştuk.
En çok üzerinde kaldığımız bazı cümleleri burada ve postun devamında paylaşıyorum.
– “Başarı ne sence?” “Sevmek.”
Sonucu merkeze almaktan, ilişkiyi merkeze almaya doğru küçük ama yön değiştirici bir yer.
– “Söylediğin en cesur şey neydi?” “Yardım et.”
Güçlü görünmekten çok, ihtiyaç duyduğunu söyleyebilmenin cesaretine bir davet.
– “Yaptığın en iyi keşif neydi?” “Bu halimle yeterli olduğum.” Öz-şefkatin en sade ama en zor kabul edilen hali.
Bir sayfada ise biraz daha durduk:
“Sevgi insana yuvasını buldurur.” Gonca bu cümleyi çok sevdiğini söyledi, yazıp asmak istedi. Nedenini sorduğumda, “bana da öyle oldu” dedi.
Bazı cümleler sadece anlaşılmıyor… insanın kendi hikâyesine değdiği yerde yerleşiyor ve yeşeriyor.
#farkındalık #şefkat #bağkurmak #çocukköstebeltilkiveat #Charliemackesy
İzlerken şunu düşündüm;
Biz insanları çok hızlı tanımlıyoruz. Huysuz. Zor. Mesafeli. Sevilmesi zor biri… Ve çoğu zaman da o etikete takılı kalıyoruz. Olan her şeyi bu tanıma sığdırmaya çalışıyoruz.
Oysa gördüğümüz şey, belki de bir insanın hikâyesinin son cümlesi oluyor, fark etmiyoruz. İçeride ne olduğunu bilmiyoruz. Neyi kaybettiğini… Neye tutunduğunu… Hangi duyguyla baş etmeye çalıştığını…
Dışarıdan sert görünen o hâlin altında, çoğu zaman çok daha kırılgan bir yer oluyor. Çünkü mesafe, kendini korumanın bir yolu oluyor. Ve insan, kayıp gibi yaşadığı zorlayıcı bir durumun içinde yavaş yavaş hayattan çekilebiliyor. Otto’nun dünyası da böyle daralıyor. Daha kontrollü, daha sınırlı, daha sessiz bir yere doğru. Çünkü insan, ancak o dar alanda kalabildiğinde dayanabileceğini sanıyor bazen.
Ama sonra hayat, hiç planlanmamış bir yerden içeri giriyor. Bir komşu. Bir ses. Bir temas. Ve o temasla birlikte çok küçük bir şey oluyor. İnsan yeniden görülmeye ve görmeye başlıyor. Ve galiba orada bir şey çözülüyor.
Yavaş yavaş, insan yeniden hayata doğru dönüyor. Çünkü kurulan o küçük bağ, zamanla her bir başka bağ ile genişleyen bir çembere dönüşüyor. Ve o çember genişledikçe… insan yeniden hayatla temas etmeye başlıyor.
Galiba olan şu; kurulan o bağ, insanı yavaş yavaş yeniden hayata doğru çekiyor. Ve belki de bir insanın en başta ihtiyacı olan şey: Görülmek.
Gerçekten görüldüğün bir yerden hayata yeniden bağlanmak mümkün müdür bilmiyorum… ama o bağın insanın içinde bir şeyi yeniden hayata açtığını görebiliyorum.
#amancalledotto #bağkurmak #connection
“8-9 yıl daha oynamaya devam eder misin? Böylelikle seninle oynayabilirim. Söz verir misin?”
Federer gülümsüyor. O anı geçiştirmiyor. Sadece soruyu değil…çocuğu da görüyor.
Ve yıllar sonra, kimsenin hatırlamayacağını sandığı o an… bir sürprize dönüşüyor.
Bazen unutuyoruz. Nezaket büyük şeylerde değil. Küçük anlarda saklı.
Bir çocuğun cümlesini ciddiye almakta. Birinin kalbinde yer açmakta. Ve belki de en çok… Güçlüyken yumuşak kalabilmekte.
Çünkü nezaket… bu dünyada iz bırakan en sessiz güç. Ama belki de bundan da fazlası: Nezaket, şefkatin görünür hali. Karşındakini gerçekten görmek. Onun dünyasına bir anlığına da olsa girebilmek. Ve orada… nazik kalabilmek.
Belki de bu yüzden… En çok hatırladığımız insanlar, en güçlü olanlar değil, en şefkatli olanlar.
#compassion #şefkat #nezaket #kindness
Gün içinde söylediğim bir cümle, akşam bir anda aklıma geliyor.
“Acaba yanlış mı anlaşıldım?” diyorum. Sonra o düşünce biraz büyüyor.
Yanlış anlaşıldım.
Bu yorumum hiç iyi olmadı.
Kendimi anlatamadım.
Benimle ilgili kim bilir neler düşünecekler...
Fark etmeden, henüz olmamış bir şeyin içinde buluyorum kendimi. Ve bir noktada fark ediyorum. Aslında olan şeyle değil, zihnimde olanla uğraşıyorum.
O an küçük bir mesafe koymayı deniyorum.
“Yanlış anlaşıldım” yerine,
“Yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum” diyorum.
Ve biraz daha yaklaşabiliyorsam, şunu deniyorum;
“Yanlış anlaşıldığım düşüncesine kapıldığımı fark ediyorum.”
Bu cümleyle birlikte bir şey değişiyor. Sanki bir adım geri geliyorum. Biraz nefes açılıyor. Aynı düşünce hâlâ orada. Ama artık içinde değilim. Yani aslında içerik aynı. Ama deneyim bambaşka.
“Ben yanlış anlaşıldım.”
“Yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum.”
“Yanlış anlaşıldığım düşüncesine kapıldığımı fark ediyorum.”
Bazen mesele düşünceleri susturmak değil galiba.
Onların içinde kaybolmadığını fark edebilmek.
#farkındalık #mindfulness #özşefkat #psikolojikiyioluş #düşünceler
Biz böyle anlarda çoğu zaman ya zihnimizin içine düşüyoruz ya da o duygudan kaçmaya çalışıyoruz. O ise başka bir şey yaptı. Önce durdu. İçinde olanı fark etti. Ve onu dile getirdi. Bir şeyin olabileceğinden kaygılandı. Sordu. Cevabını aldı.
Ve sonra… Bunun arkası boş bir kaygı olduğunu fark edip bıraktı ve şöyle dedi: “Kaygılamama gerek yokmuş. Öyle bir şey olmayacak hiç bir zaman” O andan sonra konu onun gündemine bir daha uğramadı.
Bu foto o anlardan sonra. Bir tatlının karşısında, tam o anda, orada. Ne biraz önce olanın içinde, ne biraz sonra olacakta. Sadece o anda.
Çocuklarda en çok hayran olduğum şey bu galiba. Düşüyorlar, ama düşüşün içinde kaybolmuyorlar. Üzülüyorlar, ama o üzüntüyü kimlik haline getirmiyorlar. Ve sonra… yeniden oyuna dönüyorlar.
Biz büyüdükçe zorlaşan şey belki de bu. Duyguyu yaşamak değil, onun içinde kaybolmamak.
Belki de mesele, oyuna nasıl döneceğimizi hatırlamak.
#şefkat #farkındalık #duygular #mindfulness
Kızımla ilk kez birlikte pasta yaptık. Onun, bu ilk deneyimin heyecanıyla o anın içine bu kadar girebilmesi… Her detayı merak etmesi… Bu ne? Bunu neden koyuyoruz? Sonra ne olacak? Tadı nasıl olacak? Sorduğu her soruyla, o anın içinde biraz daha kalması… Sanki o an Gonca için bu pasta, neredeyse bir hayat meselesiydi. Sonra o pastayı yerken, verdiğimiz emeği öyle içten bir yerden takdir etmesi, minneti…
O, kendi ilklerini yaşıyordu. Bense onun bu ilkleri yaşayışını izlerken, kendi ilklerimi de içimden geçirmeye çalışıyordum.
Ve sonra… Yaptığımız o ilk pastanın anısına, pastayı küçük elleriyle yeniden yaptı. Bu kez hamurdan. Üzerine tek tek koyduğu süslerle, sanki o anı tutup bana geri verdi. “Unutmayalım diye yaptım” dedi. Fotoğrafını da çekebilir miyim sorusu benimle yaşayacak.
Bir de okulda, teneffüste oturup hazırladığı kart…
Ben bütün bunlara bakarken şunu fark ettim: Bu sadece bir pasta değil. Sadece bir kart da değil. Onun sevgisi, emeği, dikkati, kalbi… hepsi oradaydı.
Ve ben uzun zamandır böyle bir yerde değildim.
#doğumgünü #kızım
Onun yokluğunu en çok beklemediğim anlarda fark ediyorum artık. Bir bakışta, bir seste, hiç tanımadığım bir kedinin gözlerinde… Bazen diğer kedimin, Boncuk’un kuyruğunu sallayışında, bazen bir mırıltının içinde.
Sanki Paşa tek bir yerden gitmedi. Dağıldı. Ve şimdi hayatın içindeki küçük anlarda karşıma çıkıyor. Eskisi gibi değil. Ama yok da değil. Bunu anlamlandırmaya çalışmıyorum artık. Sadece fark ediyorum. Ebedi ayrılığın en zor tarafı belki de bu; dokunamamak… ama hissetmeye devam etmek.
Bu üç ayda değişen şeyler de oldu bende. Acı aynı yerden gelmiyor artık. Daha sessiz, daha derin, daha içeriden bir yerden.
Sanki yas da şekil değiştiriyor. Ve ben de onunla birlikte.
#yas #kayıp
Zamanla şunu fark ettim; Bayramı anlamlı kılan şey, günün kendisi değil… yanında kimlerin olduğu. Benim için bayram;
biraz durmak, biraz yavaşlamak ve en çok da sarılabilmek demek. Bugün de öyle bir gün.
Herkese, kendi anlamını bulduğu bir bayram dilerim. 🌿
#iyibayramlar
Didem Hacıpaşaoğlu's engagement
Didem Hacıpaşaoğlu's engagement rate on Instagram is 3.24%, between 3% and 6%, or 3 to 6 likes and comments per 100 followers. On a typical post that comes to about 1 like or comment for every 31 followers. Likes outnumber comments by roughly 68 to 1, with 203 likes and 3 comments on an average post, so most reactions are taps rather than replies.
Engagement rate
3.24%
- Avg likes
- 203
- Avg comments
- 3
- Interactions : followers
- 1 : 31
Lookalike Creators
A free account lists creators whose audiences behave like this one, ready to shortlist and compare side by side.
Age & Gender
Unlocking shows how this audience splits across age bands and gender, charted from follower data.
Audience Location
Unlocking reveals the countries and cities where the most active followers of this account are concentrated.
Primary Language
Unlocking shows the languages this audience uses most in comments, interactions and the content it consumes.
Audience Interests
Unlocking lists the topics and categories this audience follows and engages with most often across the platform.
Authenticity
Unlocking scores how genuine the audience is, flagging fake, inactive or bot followers found in engagement patterns.
Audience Quality Score
Unlocking gives one overall audience quality score combining authenticity, engagement, follower activity and audience relevance.
Brand Affinity
Unlocking names the brands this audience already follows, mentions or engages with across social platforms.
Content Strategy
Unlocking breaks down the content pillars, tone and visual style this creator uses, and which formats perform best.
Commercial Insights
Unlocking shows collaboration types, an estimated pricing tier and a brand safety risk read for sponsored campaigns.
Industry Fit
Unlocking rates how well this creator and audience align with specific industry verticals and brand categories.
Research Didem Hacıpaşaoğlu further
Flinque ranks Instagram creators in Education and Education & Career, categories Didem Hacıpaşaoğlu is filed under, and its free tools measure the same figures for any public account.
Frequently asked questions
These answers about Didem Hacıpaşaoğlu are generated from the Instagram profile data Flinque holds for the account.
Who is Didem Hacıpaşaoğlu?
Didem Hacıpaşaoğlu (@didem.hacipasaoglu) is an Education creator on Instagram, also filed under Education & Career. Didem Hacıpaşaoğlu carries Instagram's verified badge and is set up as an Instagram business account. The Instagram bio for Didem Hacıpaşaoğlu runs to 9 words across 5 lines.
How many followers does Didem Hacıpaşaoğlu have?
Didem Hacıpaşaoğlu has 5,996 followers on Instagram (6K). Didem Hacıpaşaoğlu follows 1,882 accounts, so the audience is roughly 3.2 times the size of the list followed. 359 published posts give Didem Hacıpaşaoğlu a moderate archive on Instagram.
What is Didem Hacıpaşaoğlu's engagement rate?
Didem Hacıpaşaoğlu's engagement rate on Instagram is 3.24%, between 3% and 6%, or 3 to 6 likes and comments per 100 followers. On a typical post that comes to about 1 like or comment for every 31 followers. Likes outnumber comments by roughly 68 to 1, with 203 likes and 3 comments on an average post, so most reactions are taps rather than replies.
What does Didem Hacıpaşaoğlu post about on Instagram?
Flinque files Didem Hacıpaşaoğlu under Education, with Education & Career as a secondary category. Of the 10 most recent posts shown for Didem Hacıpaşaoğlu, 5 are single images, 4 are carousels and 1 is a video. The 10 recent Instagram captions Flinque holds for Didem Hacıpaşaoğlu repeatedly use the words değil, fark, içinde, sadece and bazen. Didem Hacıpaşaoğlu's captions carry hashtags such as #mindfulness, #farkındalık and #şefkat. Didem Hacıpaşaoğlu writes those captions mainly in Turkish. Didem Hacıpaşaoğlu keeps 4 story highlights, which open with a free Flinque account.
How do I contact Didem Hacıpaşaoğlu for a collaboration?
Didem Hacıpaşaoğlu's contact details are not published on Flinque's public profile. The Instagram bio links to 2 external sites, and a free Flinque account opens those links. The account is registered as an Instagram business account. Brands with a free Flinque account can shortlist Didem Hacıpaşaoğlu and use Flinque's outreach tools wherever a contact route is on file.
Links
Didem Hacıpaşaoğlu's own Instagram profile is the one outbound link Flinque publishes for the account, and the 2 bio links open after signing up.
Public profile data sourced from Instagram. Flinque is not affiliated with Didem Hacıpaşaoğlu.